Hangi tip mutluluklar hoşuna gidiyor?

Hangi tip mutluluklar hoşuna gidiyor?

Elbette herkes mutlu olmak ister. Fakat insanlar nasıl bir mutluluk istiyor? Anbean deneyimlenen mutluluk mu? Yoksa insanlar geçmişe bakabilmek ve o an mutlu olduğunu hatırlamak mı istiyor? Nobel ödüllü Daniel Kahneman bu ayrımı “hayatınızda mutlu olmak” vs. “hayatınızdan mutlu olmak” şeklinde yapıyor. Bir an için durun ve düşünün: Hangi mutluluğu arıyorsunuz?

Bu gereksiz bir tanımlama gibi gelebilir fakat, mutlu bir şekilde deneyimlenen bir zaman genellikle mutlu olarak hatırlanır. İyi arkadaşlarla iyi yemeklerin yendiği, güzel şarap içildiği güzel bir akşam mutlulukla deneyimlenecek ve hatırlanacaktır. Aynı şekilde en sevdiğiniz iş arkadaşlarınızla takım halinde ilgi çekici bir proje üzerinde çalışmak ve o anı daha sonra hatırlamak da eğlenceli olacaktır.

Fakat bu iki durum her zaman için bir arada olmayabilir. Televizyon karşısında dinlenerek geçirdiğiniz bir hafta sonu o an için mutlu bir deneyimdir, fakat daha sonra dönüp baktığınızda bunu hatırlamazsınız, hatta suçluluk bile hissedebilirsiniz. Çocuklarınızda hayvanat bahçesinde geçirdiğiniz bir günde sinir bozucu birçok an yaşayabilirsiniz, fakat keyifli geçirdiğiniz bir dakika o günü mutlu bir anı olarak hafızanıza kaydetmeye yetecektir.

Mutlulukla uğraşan bilim insanları uzun zamandır hangi tür mutluluğun ölçülmesi ve sürdürülmesi gerektiğini düşünüp dururken hiç kimse, insanlara hangi tür mutluluğu istediklerini sormadı.

The Journal of Positive Psychology’de kısa süre önce yayımlanan bir çalışmada yaşları 18 ila 81 arasında değişiklik gösteren binlerce insana, deneyimlenen ve hatırlanan mutluluk hakkındaki tercihlerini sorduk. İnsanların tercihlerinin, kültürlerine ve düşündükleri zamanın uzunluğuna bağlı olduğunu gördük. Batılılar, yarın için istedikleri mutluluğun hayatları boyunca istedikleri mutluluktan (insan hayatını oluşturan şey günler olsa da) farklı olduğunu söyledi. Şu ise ilginçti: İnsanlar saatlere göre karar verdiğinde, hayatları için istedikleri mutluluktan farklı bir türde mutluluk istiyorlar.

Bir çalışmada 1.145 Amerikalıdan deneyimlenen mutluluk (“anbean mutluluğu deneyimlediğiniz”) ve hatırlanan mutluluk (“sonra dönüp baktığınızda mutlu hissedeceğiniz”) arasında uzun bir zaman dilimi (hayatlarının tümü veya gelecek yıl) veya kısa bir dilimi (ertesi gün veya bir saat sonrası) için seçim yapmalarını istedik. Katılımcıların çoğu, hayatlarının tamamı (yüzde 79) veya bir sonraki yıl (yüzde 65) söz konusu olduğunda deneyimlenen mutluluğu seçti. Fakat katılımcılar bir saat sonrası (yüzde 49) veya bir gün sonrası (yüzde 48) için seçim yaparken neredeyse yarı yarıya bölündü. Bu sonuçların üzerinde kişilerin genel mutluluğu, fevriliği, yaşı, geliri, medeni durumu veya çocuğu olup olmaması etki sahibi değildi.

Katılımcılardan, seçimlerini yaptıktan sonra bu seçimlerin sebeplerini açıkladıkları kısa bir paragraf yazmalarını istedik. Deneyimlenen mutluluğu seçenlerin çoğu, carpe diem kavramına inandığını belirtti. (Gelecek belirsiz olduğu ve hayat kısa olduğu için kişinin anı yaşaması gerektiğini söyleyen felsefe.) Öte yandan katılımcıların neden hatırlanan mutluluğu seçtiklerine dair yaptığı açıklamalar değişiklik gösteriyordu: Daha uzun süren mutluluk, anıların nostaljik değeri, üretken ve gururlu hissetmek için bir şeyler başarma motivasyonu.

İşin özü, insanlar hayatlarının tamamı gibi daha uzun zaman dilimlerini düşünmeleri istendiğinde daha felsefi bir hale bürünüyor ve anlık mutluluğu daha çok istediklerini belirtiyor. Fakat bir sonraki günü veya saati düşündüklerinde Püriten iş etiği ortaya çıkıyor: Daha fazla sayıda insan gelecekte geriye dönüp baktıklarında mutlu hissetmek için bu mutluluk anlarından mahrum kalmaya istekli gibi görünüyor. Bu istek hayatın bazı dönemlerinde elbette gerekli. Fakat bunu çok sık yapmak, mutluluğu deneyimleme fırsatının kaçırılmasına yol açabilir. O yaşanmayan anlar birikir ve birçok insanın mutlu hayatın bileşenleri olduğuna inandıkları şeye ters düşebilir.

Sonuçlarımızın sağlamlığını test etmek için birkaç çalışma daha yaptık. Bunlardan birinde insanlara, hatırlanan mutluluğa dair farklı tanımlar verdik ve belirli bir portföyün bu sonuçlara sebep olup olmadığını görmek istedik. Başka bir çalışmada ise düşündükleri saat konusunda çeşitlilik yaptık (“bugün bir saat” vs. “hayatınızın sonuna doğru bir saat”) ve insanların tercihlerinde gerçekleşmeye yakınlığın ve belki de sabırsızlığın rol oynayıp oynamadığına baktık. Her iki durumda da bu değişiklikler, daha önce elde ettiğimiz kalıbı değiştirmedi: İnsanlar hayatları için seçim yaptığında çoğu deneyimlenen mutluluğu seçiyor; fakat bir saat için seçim yaparken insanların yarısı hatırlanan mutluluğu seçme eğiliminde.

Tıpkı Amerikalılar gibi, Avrupalıların da çoğunluğu (yüzde 65) hayatları söz konusu olduğunda deneyimlenen mutluluğu seçti. Fakat bir saat sonrası için seçim yaparlarken Puriten iş etiği bu sefer daha da güçlü biçimde (yüzde 62) yine devreye girdi ve hatırlanan mutluluğu seçti.

Doğu ülkelerinde ise çeşitli zaman dilimlerinde tercih edilen mutluluk aynıydı. Doğuluların çoğu, hayatları söz konusu olduğunda da (yüzde 81), bir sonraki saat söz konusu olduğunda da (yüzde 84) deneyimlenen mutluluğu seçti. Bu tutarlılığın sebebi ne? Bizce Çin ve Japonya’daki katılımcılar Doğu kültürlerinde ve dini geçmişinde bulunan, mindfulness’ın ve her anın tadını çıkarma öğretisi sayesinde deneyimlenen mutluluğa dair tercihlerinde daha netti.

Yaptığımız çalışmalarda binlerce kişiye hangi tür mutluluğu tercih ettiklerini sorduk: Deneyimlenen veya hatırlanan. Verilen cevapların insanların neyi düşündüğüne bağlı olduğunu gördük: Hayatlarının kısa bir dönemini mi düşünüyorlar? Yoksa hayatlarının genelini, nereden geldiklerini mi düşünüyorlar? Mutluluk arayışı kişinin elinden alınamayacak bir hak olarak adlandırılacak kadar temel olsa da, insanların aradığı mutluluk türü şaşırtıcı biçimde değişkendir.

Bu araştırma hangi mutluluğun tercih edilir olduğunu anlamamıza yardımcı oluyor. Fakat hangi mutluluğun arayışında olmanın daha iyi olacağına dair herhangi bir şey belirtmiyor. Aldığımız sonuçlar, hayatlarını gün veya saatlere göre planlayan Batılıların, mutlu bir hayatı oluşturduğuna inandıkları şeyden daha farklı bir mutluluk türü elde edeceğini ortaya koyuyor. Hepimiz çok meşgulüz ve sürekli olarak mutlu olma fırsatlarını geri çevirme eğilimindeyiz. Fakat eğer o an deneyimlediğiniz mutluluklarla dolu bir hayat istediğinize inanıyorsanız, bunu başarmanızı engellemeden önce iki kez düşünün.

Bir cevap yazın